Feeds:
Yazılar
Yorumlar

BİZ…

Epeydir yazmıyorum Yazmak tutkusu tembelliğime pes geliyor demek. “Asla ya da daima” diyenlerden olmak isterdim açık söylüyorum. Gel gör ki naçiz bedenim payidar olacak, bunu nasıl kazımışsam gani gani loblarıma, bu tutku denen şeyi bir türlü kendime ulayamadım. Nurullah’ın ataçlarını boynuma dolayarak, süpermen pelerinimi boynuma atıp fezaya doğru koşarken dört nala, geriye baktığımda yazmaması gerekenlerden olduğuma hükmettim. Bu kimseyi ilgilendirmez.

Bazen neden yazdığım konusuna da gelirsek, ki buna da gerek yok ya aslında, bu da kimseyi ilgilendirmez. Burda benim ve diğerlerinin içsel hafakanları mevzu bahisti, bu yüzden iddiasız, kendi çapında, halinde sayıklamalarla uykulara daldık..Bakarsanız görürsünüz -ki bence bakmasanız da olur-, lineer bir örgü bulamazsınız, bu hayatlarımızın iz düşümü değil de nedir?

4ümüzün bir arada olduğu o ender anlardan birisinde olmak istiyorum. Herkesin yüzünde, iyi insan olmasının sindiği, birinin diğeri hakkında sadece mutlu olmasını temenni ettiği o saf aura…Bu yüzden her biriniz çok kıymetlisiniz.

 

Gitmesek de, görmesek de, kalmasak da…

Güneş Seni Çağırıyor

Miriam Van Der Kor için

bir atlının  yolculuğu

Miriam Van Der Kor

hüznünü bürdesinin boynuna ponpon eyledi, şahdamarına doladı doladı iplerini hüznünün.

aşkını harflere bitiştirmeye kıyamadı, ne kölesi oldu, ne sultanı, düpedüz mucidi oldu aşkının.

cesaretini göğüskafesine doldurdu, tülden zırhlara büründü, pek hayrını da göremedi cesaretinin.

eteğini bataklıktan geçse de temiz korudu, dikensiz yürüdü yolunda, danteli sökülmedi eteğinin.

ruhunu yapıştırdı bir deli ata, göğe savruldu, göğü inletti, göğü indirdi yere yıldırımları ruhunun.

 

bugün 19 Aralık ve doğumgünün kutlu olsun ey asil insan.

elalemin adamlarıyla ne işimiz var?

adam elinse, kendi de el oluversin, bunun için bir ayin, bir konsültasyon, bir hipnoz gerekmez, gitsin, gelmesin.

 

Yeter!

2 X 2 = 4

Kurban

sanatçı burada teslim olan koyunun mutluluğunu resmetmiş, bulutlar da kurbandan kaçan koyun kılığındalar. mesaj yüklü bir tablö daha.

Ahmet Paşa’nın Norveç Seferi

duyduk ki Paşa kuzey illerine sefere gitmiş, pek muvaffak olmuş. tabii bizi ilgilendiren kısmı gördüğü, hissettiği değil, yediği tabii ki.

bizdeki izdüşümü “Eyüp’teki güvercinler” olan pek sevimli somonların arasından yurda dönünce hemen şimşekler çaktı midemizin çevresinde. ee, biz de ne yaptık, oranın havasını  hissedelim diye hemencecik Şule Paşa’ya müracaat ettik, bize Paşa hazretlerinin Norveyillerinde yediği balıklardan yapsın, öyle değil mi?

SOMON FÜME TABAĞI: Somon filetosu, deriyle birlikte, iri tuz içinde (filetonun büyüklüğüne göre) 4 ila 10 saat arası bekletilir. Füme ocağında, yanan meşe kömürü üzerine meşe talaşı dökerek filetolar, 2 ila 4 saat arası dumanlanır. Yanında tereyağı, kızarmış tost ekmeği ve limon verilir. (dumanlama esnasında, filetolara hiçbir şekilde sıcaklık verilmemelidir; aksi halde filetolar pişer ve ziyan olur).

tarif Cemal Usta ( http://www.cemalturkan.com )