Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Şuleli Kategori’ Category

Ah Sayın Gülen

 

Muhammedun beşerun lâ ke’l-beşer
Bel huve yâkâtun beyne’l-hacer.

Sahabe’nin Peygamber efendimize yaptığı atıf çok ince bir nüansı barındırıyor. Sanki geleceğin vahim hatalarına bir vurgu var. Ama sizin beşeriyet üstü nitelendirdiğiniz insanların da hataları olabilir Sayın Marulcu kardeşim. Konuşuyorsak mesnetlerimiz ve delillerimiz olmalı. Eleştiri yapıyorsak, aynı şekilde.

16 – De ki: “Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız.”

Ahzab suresinin bu ayeti aslında duruma ve durumunuza bir nebze açıklık getiriyor. Oğlu alnından 4 kurşunla ölen Furkan’ın babası durumun hazmına nail olmuş, ancak bunun siyasi biri iradeye hizmet olduğunu ifade gibi trajik hatalardan, siz hala daha uzak duramıyorsunuz. Siz sadece diyalog denen vehmi hatalarla dünyanın her yerinde okul açıp, kalplere feth etmeyi cihat adlediyorsunuz, haklısınız diyelim. Orada dünyanın suskun kaldığı, sizin bile bir şey yapamadığınız bir yere insanlar bir amaç uğruna gitmişler. Kalkıp ihh başkanının açıklamalarından hata devşiriyorsunuz. Sizler nasıl insanlarsınız ya hu?

Sadece kendinizde hata görmüyorsunuz. Topunuzda aynı söylem, “rıza-ı ilahi için yapılıyor, mahşerde helallik vs”… Sanki siz rıza-ı ilahi ile uğraşırken başkaları havuz başında, kahkahalar eşliğinde kadeh kaldırıyor. Sadece sizin yaptığınızın hizmet olduğunu inandıran, bu bencilliği kanınıza enjekte eden nedir, bilmek bile istemiyorum.

Osmanlı’nın gidemediği yerlere gitmek… tüm övüncünüz bu. Siz oralara giderken, tesettürlü kızların örtüsünü yelken yaptınız. Şimdide Alim zat şehit demeseydi, onların şehit olduğuna dahi inanmayacaktınız handiyse…

O ne menem bankalarınız, her gün olimpiyatlardan, ergenekon’dan, yassı ada’dan bahsedip, İsrail vurgununu teğet geçen gazeteleriniz, ılıman ikliminiz, diyalog safsatası altında,gazze’de çocuğuna süt bulamayan, kanser hastası vücuduna bir ağrı kesici bulamayan annenin dramını es geçip, kiliselerde verdiğiniz protokolleriniz benim umrumda dahi değil…
———-
Hiç bir harekete kin kusmuyorum, sadece yapılan bir kendini bilmezliği eleştiriyorum. Sizden de, “Ben yoldan çıkarsam beni nasıl düzeltirsiniz?” sorusunu sorduğu cemaatten, “seni kılıcımızla düzeltiriz ya Ömer” cevabını aldığında memnun olması gibi bir tavır bekliyorum. Eğer bu adam sizin başınızsa, başınız sağa sola yalpaladığında, haddini bilmediğinde, kılıcı çıkartıp düzeltin, bu mertliği gösterin. Bir insanın çok şey bilmesi hata yapmayacağı anlamına gelmez, aksine çok şey bilmek, doğrularla yanlışları karıştırmaya daha müsait zemin hazırlar. Keşke bu zatın da bildiği az, ama doğru olsaydı. Ha, doğru bilgi de, size ölüm karşı cesaret kazandıran bilgidir. Ben gemide şehit olanların çok alim insanlar olduğunu zannetmiyorum, ama doğru olanı biliyorlardı ve ölümle yüzleşecek cesareti onlara veren ise bu doğru idi. 

Filistin de cemaatiniz kadar ehli sünnettir, Filistin’de de, hatta Gazze’de bile FG’yi cebinden çıkartacak ve buna ek olarak “nabza göre şerbet vermeyen”alimler vardır. Unutmayın ki küffar ile aramızdaki uçurum doldurulamayacak kadar uzaktır, bu gibi beyanlar ancak o aradaki uçuruma kayan adımlardır ve ancak sahibini batırır. Hangi yolu tutuyorsanız, hangi alimin peşinden gidiyorsanız gidin, bunun hesabı size aittir. Ama başınızın ağzından böyle hassas bir zamanda küffarı memnun edecek ifadelerin çıkmasına izin vermeyin. 

Allah kitabında küffara karşı iyi geçinmek için iki şart koyuyor (Mümtehine, 8) : 1- Size karşı savaşmıyorlarsa, 2 – Sizi yurtlarınızdan sürmüyorlarsa. Haydi savaşı kabul etmediniz, bu insanlar yurtlarında sürgün durumdalar ve bu durum bırakın savunmayı, saldırıyı bile “justify” eder. Kuran’da cemattinizin anlayışına göre sündüremeyeceğiniz kadar katı ayetlerin olduğunu da unutmayın.

Reklamlar

Read Full Post »

Bukalemun meselesi.

Sürüm sürüm sürünmek nicedir…Sürüm sürüm sürünesin diye beddua mı ediyor gerim gerim gerilenler. Beddualar tutmaz Allah murad etmeden, zaten yaprak bile kıpırdamıyor- biz bunu böyle biliyoruz. Soruyoruz bu sürüngenler ne yapıyor, gözler her iki yanda, birbirinden de bağımsız her şeyi kolaçan ediyor.

Bıktım eni konu bukalemunlardan. Her ortamın yanar döner meyvesi, gazino solistinin gelmeyeceği günü bekleyen tuvalet temizleyicisi. Bu değişimi kendisi bile kendisinden bi haber yapıyor. Bir bakıyor girdiği her ortamın, adeta en önde gelen müdavimi, bayraklısı oluyor.

Bu ne hız kardeşim. İnsan doğurduğu çocuğa adapte olamıyor her daim, sen nereden alıyorsun bu gücü. Her omuza konan kelebek…Gün be gün, ortam ortam değiştirdiğin hissiyat, fikir, düşünce. Gece yattığında ruhunun hayat kadınlığı, artık seni de sarsmıyor. İhanet ede ede (özüne) ihaneti kanıksıyorsun.  Herkesin gözü üstünde, fuşya elbiseli ev partilerinin Türkan Şoray’ı olmuşsun. Basit bir Fahriye Abla’ydın…Seni tanıyamıyorum.

Yani kavli oluyor insanların. Ahd ediyorlar Rabbine. Aradıkları sırat bir müstakim. Herkesin içinde bir endişe, Kıldan ince olan, kılıçtan keskin madem.  Ama dünyanın verecekleri dünya ile sınırlı. Biz onca şeye bunla dayandık.

Kocan olsun, kariyerin, Facebookta binlerce hayranın. Neye yarar.

Bukalemunlar ne renk ölüyorlar? Ondan haber ver

Read Full Post »

Düşündüm… sardunyalardan mütevellit, üzüm yaprağı perdeli güzel bir balkon, balkonda bir masa. Masada 4 kenar. Her bir kenara bir atlı. Çayın buhuru, kaşar peyniri, simit. Düşler kanatlı…Hayaller gerçekleşemeyince anlamlı madem, öyle pencere önü hanımelisi gibi güzel rayihalar bırakmak lakin bir mevsimlikmiş senle aşkımız kısalığında bir saltanat. Bir hanımeli olsam saksıda, başka bir hanımelinin yanına dikilmek isterdim. Kişi sevdiği ile beraber ise, tüm kenarları eşit bir kare masa kadar tamamlanabilmek, kaç 4 kişiye nasip olmuştur bilmek bile istemem.

Ramazan, kıl beni ey Namaz, tut beni ey Oruç, ver bana ey Zekat, gelelim sana ey Hac, Aşk ile buyrun “Eşhedü …”  5lemesinden bir lem’a ise, Bu 5’lemeye aşk ile bağlı bir 4’leme nasıl olağanüstü hal ilan edermişcesine, bir bineal, bir konser, bir sergi açılmışcasına nasıl o heyecanla koşturmaz Ramazanın er meydanına. Mümkün mü? Kumpir, limonlu gazoz, ton balığı, pide menüsü,açık büfe değil açık hava bir “dikdörtgen” masada tüm atlıları ağırlarken, o meydan bu kadar güzel bi kombinasyon karşısında ne yapacağını şaşırırdı.Ki beklenen oldu.

Tulumbacılar etrafımızda koşturdu. Atlılar gelirken 4 nala, çıkardığımız dumanı yangın sanmış ve telaşlanmışlardı. Durum düşündükleri gibi olmayınca, davulcusu cok sevindi ve tokmağını bu neşeyle vurdu da vurdu. Ardından fasıl ekibi güzel ilahileriyle geceye can verdi. Biz bu kadar ambiyansı beklemiyorduk. Ama semazenler de dönüyordu, Hacer’in basite aldığı “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler canım” edasıyla küçümsediği mehter, Maria Antoinette’imize son kıyağını geçti ve kendisini teravih ardına tehir etti. Şallar mum ışığında seçildi. Ben turkuaz O belirsiz bir renge tav oldu. Ramazanımız neşe doldu, 30 gün -sayenizde- bu günle anlam buldu.

 

Ben bu 4’lü ile en çok cennete gitmek isterim. Hem burada hem orada olmak istiyorsa birisi birisi ile, onların bildiği sır değildir.

 

devam edecek…

Read Full Post »

Baza başlığı

hani o en sevdigini kaybettiginde, için yanar yanar yanar ya.  (gözler düşük, en acıklısından ferdi boyu keşişleme)

baza başlığı

Kaybetmenin büyük punto dovmelendiği leziz bedenleriz. Gocunmam sahsen, ben iman ediyorum. Zaten soylenenler durum tespiti  “asla isyan değil”. Herkes tu kaka,ben mükemmel de degilim. Isınınca nasıl tutamıyorsun sapından çaydanlığın, hayat sürekli fokurduyor öyle hesapla paradigmayı. Hep çan eğrisi hesapla yüksek öğretimi,lakin alçak öğrenim cinsinden hesaplasan eğri dümdüz. Sana öğretileni öğrenemiyorsun eni konu yüksek alçak fark etmez.

En zoru kulluk. bir nevi pulluk. Acı çekmek her an,külliyen yorgunluk. Benim derdim mesela, gideni özlemekle…Onların belki, bir nevi derdi, takip et oku—>Arkadaş olmaktan yoruldular, Baş tacı olmak istiyorlar. Masumlukları tescilli, plaktan çaldı bir şarkı “giden vurduuu, gelen vurduu”

 

Hayat…İyi ki imtihansın. Finallerde geçmeyi umit ediyoruz

Read Full Post »

Racon TAMAM

okuz

Racon tamam. “her genç kızın rüyası, Zetina dikiş makinası” tam bu itina ile, kesiklerin, yaraların üzerine dikişler atılmış olabilir. Hepsi yaranın iyileşmesi için. Ölümü geciktirmek için belki. Bu yaralar kapanırlar da…Ama ya kapanmayanları, kapanamayanları, kapanmayacak olanları…

Makas eller depp’ti sonunda içimdeki taşlık suburbia’yı.  Başıma gelenler, beklediklerimin garantisidir derdim, racona ters düşmese.Ama ne yapalım, yaşadığımız yazgı da, başımıza taktığımız yazma da,bir türlü ruhumuza gelemeyen yaz da, yaza yaza bitiremeyeceğimiz bir yazılım da çare bulamıyor içinde bulunduğumuz vehamete.

Ölü balık gibi bakıyoruz nihayet tüm bu serüvene. Akvaryumlar kabul etmiyor bünyeyi, denizler nasıl etsin. Bir büyük balığın yutuşu içimizdeki tüm küçük balıkları. Mottomuz belli oysa ” Balık düşünmez çünkü bilir”.

Bu çağın küllüm putperestlerine seslenmek isterim. Eni konu ben de kendi Gallerimin Elizabeth’iyim.

100 metreden sonra cin Ali kılığına bürünen kılığınla, enkazlardan yaptığın binanın dask’ı mahserde kafana kask olarak inemez sanıyorsan çok yanılıyorsun. Herkesin havale ettiği mercii, dosyalar arasında çıkış yolu bulamayıp, en kötü kitabı basan bir yayınevi değil ki.  Kaybedensin, ne hazinsin.

Köleliğin Zeyd ile bittiğini sanıyoruz nicedir. En azından racon diyip diyip duruyoruz,  bizim istilahın raconunda bu böyle.  Isaura olmak bu ülkede tesettürlü ev kızı olmakla bir görülüyor madem, nedir çektiğimiz “diploma, sarı eşarp sarı babet, boş akbil” fetişisti baronlardan ya hu.  Köle olmak yılları harcamak mıdır, efendi uzamının olmadığı bir boşlukta. Verdiğim ayarda ısrar ederim, dans ederim. Boyun devrilsin Leonsiyo!!!

Ne istediğini bilmeyen insanın, sentimental ve Hislek bir ruhla işi ne. “Bir alo de gelmezsem gençliğim solsun” diyecek kapasitede Küçük Emrah çakması bir arabeskci bile,  en basitinden bunu başarabiliyorken, Sen neden gelemediğini bile bilecek kapasitede olamıyorsun. Tonbala çeksek her yılbaşı ve siz toplansanız bir çinko etmiyorsunuz ya. Sizi bize parayla mı verdiler?

İnsan gavura yapmaz bu zulmü, müslüman müslümana zaten yapmaz…Nerde bu yoğurdun bollugu, nerden bulacaksınız böyle süper bir üçleme.Kieślowski böylesini üçleyemedi, nice minibüscü her gün en arkayı dörtlediyse de…

Kaybetmek de bir erdem madem. Yitiyorlar…Ve ben de eşlik ediyorum.

 

N

Read Full Post »

acıyor.

En uzak yerlerden geldigimde ve bu gelişime vesile olduğunda sen, hiç bir zaman kopmayacak bir bağ kurulduğunda hayatla ve seninle aramızda, ve bunun benzerini 25 yıl sonra yaşadığımda ben…O zaman anlamlanabilirdi bana olan merhametin ve sevgin.  Her şeye tanıklık etmen hayatımla ilgili, ve ben olmama aracılık etmenle alakalı degil sana olan sevgim. Her koşulda ve her anda sana hayrandım ben. Sabah beni kaldırışlarına, ördüğün kazaklara, camda beni uğurlayışına ve merhametine…

Hayatımın en dik kopuşlarında bile, bana ne olduğumu ve en kötü şeyler olabileceğimi söylediğin anlarda, dışarıda tüm kalanlara en iyi bir şey olduğumu imlemen, ve üzerime hazırladığın ve şeffaf çatıya olan yalıtımın ve beni koruyuşun hayattan…Herkes hayata annesiyle hazırlanıyor ve annesi elini eteğini çekerken bu görevden, sancısını yaşamaya 10 kaplan gücünde bir kudretle başlıyor.

 

Ben çok kudretsizim sensiz bir hayat olabileceğini düşünmeye…

 

Ne olur korusun seni…ne olur…

Read Full Post »

Dalgaları aşma(ma)k

Ramazan gidiyor. Hep efkarlı günlere gelip çatan. Teravihte beyne sıçrayan kanların, bir kıraatte burnun ucuna gelen sızının, ulaşılamayan pide buhurunun, bir sonraki seneye ulaşıp ulaşılamamak arası bir belirsizliğin ve gitgide alışılmış açlığın gitmesi…Alışmak sevmekten zor geliyor.Bayram gidenin hüznünü unutturmak içindir, ve bundan dolayı, Ramazan kapı kapandığı an arkasından zil çalınan  -istenmeyen- misafir değildir.

Ruhun ve bedenin gezdiği yerlerin farklılığı enfes bir imtihandır.Bu imtihanı cebeli Tarık’a gidip salsan oltayla denize, tuzlu suyun tatlı suya koyduğu mesafe kadar, insanlarla arana bir sınır koyamayışının bedelini ödediğini görürsün. İnsan Ziyandadır. Bu aslında peygamberî bir hüzündür. Ziyanda oluşun, handiyse, kendini hiç ziyanda görmüyor olmandan kaynaklanıyorken, kulak memesi kıvamında ortalama hayata fit oluşun kahrını yaşada gör mahşeri kalabalıkta.

Annenin emzirdiği çocuğu tanıyamadığı gün madem. Böyle bir günü tasavvur edemezsin inan. Çocuk emzirmiyor olmandan değil, bu kadar umursamaz nasıl olunur bilmediğinden. Böyle bir günü beklemek değil aslolan, böyle bir güne hazırlanmak. Olmuş her vaadin dinindensin madem, olacak olana oldur kendini.

 

efkarlı günlerimde gidiyor Ramazan…

Read Full Post »

Older Posts »